Dr. Hamid Shahanaghi

İdeolojik otoriter rejimlerde siyasal dönüşümlerin seyri, ekonomik krizler ve toplumsal tıkanmaların kesiştiği kritik eşiklerde, iktidar ile toplum tabanı arasındaki fay hattının patlama noktasına ulaştığı yönünde eğilim gösterir. Bu koşullarda, içeriden reform vaat eden figürlerin ortaya çıkışı, sistemin çökmeden yapısal dönüşüm geçirip geçiremeyeceğine dair temel soruları gündeme taşır. Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, nihayetinde bizzat o sistemi dağıtan bir yenileme girişiminin en çarpıcı sembolüdür. Mesud Pezeşkiyan’ın 2024’te iktidara gelmesi ve İran’ın 2024–2026 döneminde çok boyutlu krizlerinin derinleşmesiyle birlikte, “İran’ın Gorbaçov’u olabilir mi?” sorusu stratejik analizlerin merkezine yerleşmiştir. Bu rapor, analitik ve karşılaştırmalı bir yaklaşımla güç yapıları, ekonomik dinamikler, askerî-güvenlik güçlerinin rolü ve uluslararası değişkenleri inceleyerek bu soruya net bir yanıt üretmeyi amaçlamaktadır.

Rejim Bekası Teorisi ve İçsel Reformun Çıkmazı

İran’ın mevcut durumu ile Sovyetler Birliği’nin son yılları arasındaki benzerlik ve farkları kavrayabilmek için, öncelikle “otoriter rejimlerin dayanıklılığı” kuramsal çerçevesine bakmak gerekir. Siyasal analizler, totaliter sistemlerin çöküşünün genellikle dört temel faktörün eşzamanlılaşmasıyla gerçekleştiğini gösterir: jeopolitik izolasyon, şiddetli ekonomik baskı, ideolojik çözülme ve iç muhalefetin tırmanışı. 1991 Sovyet modelinde Gorbaçov, içeriden aşınmış bir sistemle karşı karşıyaydı; “glasnost” (şeffaflık) ve “perestroyka” (yeniden yapılanma) hamleleri kopuş sürecini hızlandırmaktan başka bir sonuç doğurmadı.

2026 İran’ında ise sistemik entropi zirveye ulaşmış durumdadır. Rejim bekası göstergeleri, ekonomik koşulların ağırlaşması ve uluslararası izolasyon nedeniyle sistemin uzun vadeli yaşama ihtimalinin ciddi biçimde düştüğünü ve yüzde 10–15 bandına gerilediğini ortaya koymaktadır. Bu tablo, Sovyetler Birliği’nin çöküş yoluyla anlamlı bir paralellik taşır. Bununla birlikte, Tahran ile Moskova’daki güç mimarilerinin yapısal farklılıkları, Gorbaçov senaryosunun birebir tekrarını ciddi biçimde zorlaştırmaktadır.

Sistem Dayanıklılığı GöstergesiSSCB (1985–1991)İran İslam Cumhuriyeti (2024–2026)
Yürütme gücünün merkezileşmesiMutlak (Parti Genel Sekreteri)Dağınık ve sınırlı (Liderlik denetimi altında)
Silahlı kuvvetlerin niteliğiParti denetiminde klasik orduParalel devlet olarak Devrim Muhafızları
Elitlerin ekonomik bağımsızlığıDevlet bütçesine bağımlı (Nomenklatura)Otonom, ekonomik imparatorluğa sahip (DM)
Dış değişkenYumuşama ve Batı desteğiAzami baskı ve ABD müdahale doktrini
Halefiyet kriziPolitbüro’da çözülmüşFelç edici kriz ve iç rekabet

Mesud Pezeşkiyan: Katı Bir Yapıda Reformist Profil

Mesud Pezeşkiyan, sınırlı siyasal sicili nedeniyle birçok kişi tarafından “boş bir yüz” (blank face) olarak nitelendirildiği bir dönemde cumhurbaşkanlığına geldi; kimileri onu İran’ın Obama’sı, kimileri İran’ın Gorbaçov’u olarak adlandırdı. Ancak Gorbaçov’la arasındaki yapısal konum farkı baştan itibaren açıktı. Gorbaçov, Komünist Parti Genel Sekreteri olarak iktidar piramidinin tepesindeydi ve başkomutandı. Pezeşkiyan ise velayet-i fakih sisteminde fiilen liderliğin günlük işlerdeki yürütme yardımcısı konumundadır; dış politika, savunma ve ulusal güvenlik gibi hayati alanlarda belirleyici yetkiye sahip değildir.

Pezeşkiyan kendisini, velayet-i fakih teorisine bütünüyle eklemlenmiş ve liderlikçe belirlenen “kırmızı çizgiler” içinde hareket etmeyi taahhüt eden bir “ilkesel reformist” olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım onu çelişkili bir konuma sürükler: Bir yandan ahlak polisi ve internet sansürü gibi iç politikaları yumuşatarak toplumsal güveni tesis etmeye çalışır; öte yandan “Paydari Cephesi” sertlik yanlılarının kontrolündeki bir parlamento ile çalışmak zorundadır ve bu yapı anlamlı değişimleri bloke eder.

Başarısız Perestroyka ve 2026 Ekonomik Entropisi

Ekonomik kriz, her iki modelde de reform hamlelerinin ana itici gücüdür. Sovyetler Birliği 1980’lerde merkezi planlamanın verimsizliği, aşırı askerî harcamalar ve petrol fiyatlarındaki düşüşle yüzleşti. İran’da ise Ocak 2026 itibarıyla durum, analistlerin “tam mali kaos” olarak nitelediği bir aşamaya ulaşmıştır.

2026 başında riyalin dolar karşısındaki kuru felaket eşiği olan 1,47 milyon riyali aşmış, gıda enflasyonu yüzde 75’in üzerine çıkmıştır. Pezeşkiyan hükümeti, 15 milyar dolarlık bütçe açığını kontrol altına almak için 1405 bütçesine sert kemer sıkma önlemleri koymuş; vergilerde yüzde 62 artış ve döviz sübvansiyonlarının (28.500 tümenlik dolar) kaldırılması bu pakete dahil edilmiştir.

Pezeşkiyan, parlamentoda bütçesini savunurken, muazzam petrol ve gaz zenginliğine rağmen halkın bir bölümünün aç olduğunu kabul etmiştir. Döviz şoklarını önlemek amacıyla dolaylı ekmek ve yakıt sübvansiyonlarının “akıllı refah kartları”yla ikame edilmesini uygulamaya koymuştur. Ancak hükümet sözcüsünün döviz sübvansiyonlarının kaldırılacağını açıklaması, önümüzdeki haftalarda tavuk ve yağ gibi ürünlerde yüzde 20–30 fiyat artışı beklentisini doğurmuştur; bu durum, Gorbaçov’un 1980’lerin sonundaki yarım reformlarının enflasyonist etkileriyle birebir örtüşmektedir.

KGB’ye Karşı Devrim Muhafızları: Bekanın Sütunlarındaki Fark

İran ile Sovyetler arasındaki en derin yapısal farklardan biri askerî-güvenlik kurumlarının niteliğinde yatar. Sovyetler’de KGB ve Kızıl Ordu, büyük güçlerine rağmen nihayetinde Politbüro kararlarına tabiydi; parti elitleri sarsıldığında bu kurumlar da dayanaklarını yitirdi.

İran’da ise Devrim Muhafızları İslam Cumhuriyeti, yalnızca güvenliği değil ekonomiyi ve dış politikayı da kontrol eden çok boyutlu bir “kartel”e dönüşmüştür. Hatamü’l-Enbiya İnşaat Karargâhı ve kooperatif vakıfları aracılığıyla altyapı, petrol-gaz ve hatta su yönetiminde en büyük yüklenicidir. “Görünmez iskeleler” ve yaptırım delme ağlarıyla Pezeşkiyan hükümetinin denetimi dışında bir gölge ekonomi işletmektedir.

Gorbaçov’un parti içi tasfiyelerle reform karşıtlarının etkisini azaltabilmesine karşın, Pezeşkiyan’ın Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanlarını atama-azletme ya da bu kurumun ekonomik katmanlarına nüfuz etme yetkisi fiilen yoktur. Muhafızlar, kendi bekasını sistemin bekasıyla özdeşleştirmekte; FATF gibi mali şeffaflık doğuran her reformu ekonomik imparatorlukları için varoluşsal tehdit saymaktadır.

İstemeden Glasnost ve Protestoların Yeni Coğrafyası

Gorbaçov’un “glasnost”u, yolsuz bürokrasiyi kamuoyu baskısıyla reforme etmek için bilinçli bir medya açılımıydı. İran’da “glasnost” diye adlandırılabilecek olgu ise bir devlet politikası değil; dijital alandaki bilgi patlamasının ve devlet tekelinin çöküşünün ürünüdür.

Aralık 2025 ve Ocak 2026’da Tahran pazarlarından (Alaaddin ve Büyük Pazar) başlayan protestolar, eylem dinamiklerinde niteliksel bir dönüşümü gösterir. 2009’da orta sınıfın öncülük ettiği eylemlerin aksine, 2026 protestoları alt sınıflar ve esnaf arasındaki “hayatta kalma krizi”nin ürünüdür.

Tarihsel Kopuş: Pazarın Ruhaniyetten Ayrılması

1979’da devrimin mali motoru olan esnaf, bugün onun en sert eleştirmenine dönüşmüştür. Ocak 2026’da Tahran ve Zencan, Hemedan, Mervdeş gibi şehirlerdeki yaygın grevler, “muhafazakâr esnaf” ile iktidar arasındaki kopuşun tamamlandığını göstermektedir. Esnaf, geçimlerinin füze programları ve bölgesel güvenlik harcamaları uğruna feda edildiğine inanmaktadır.

Uluslararası Değişken: Kurtarma Doktrini ve Azami Baskı 2

Gorbaçov döneminde Batı, Moskova’daki reformcu kanadı teşvik edici bir yaklaşımla destekledi. Pezeşkiyan ise farklı bir gerçekle karşı karşıyadır. Donald Trump’ın 2025’te Beyaz Saray’a dönüşü, ABD’nin açıkça rejim değişimini desteklediği “Kurtarma Doktrini”nin benimsenmesine yol açmıştır.

ABD Başkanı, rejimin protestoculara ölümcül güç kullanması halinde Washington’un “onları kurtarmaya geleceği” uyarısında bulunmuştur. Bu açık destek, beklentinin aksine Pezeşkiyan’ın içerdeki konumunu zayıflatmıştır; zira sertlik yanlıları ve güvenlik aygıtı, Trump’ın sözlerini gerekçe göstererek tüm iç muhalefeti “dış senaryolar”a bağlamakta ve daha sert baskıya meşruiyet devşirmektedir.

Buna ek olarak, 2025 yazındaki İsrail’le “12 günlük savaş”ın nükleer ve füze altyapısında ciddi yıkım ve üst düzey komutanların suikastıyla sonuçlanması, rejimi güvenlik paranoyasına sürüklemiştir. Batı’nın derin istihbarat sızmaları, Pezeşkiyan’ın Gorbaçovvari manevralarını neredeyse imkânsız kılmakta; sistem her geri adımı domino etkili bir çöküşün başlangıcı olarak görmektedir.

Halefiyet Krizi ve Yapısal Felç

Gorbaçov, Sovyet yaşlı liderliğinin hızla sahneden çekildiği bir dönemde iktidara gelmiş ve yeni kuşağın temsilcisi olarak manevra alanı bulmuştu. İran’da ise Ali Hamaney sonrası halefiyetin ağır gölgesi siyasetin her alanını kaplamaktadır.

Mücteba Hamaney, “Beyt” üzerindeki kontrolü ve Devrim Muhafızları ile yakın ilişkileri nedeniyle başlıca halef adayı olarak öne çıkmaktadır. 2025’te Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliğine atanan Ali Laricani gibi figürler arabuluculuk yapmaya çalışsa da, Mücteba Hamaney ve ona bağlı güvenlik aygıtının nüfuzu Pezeşkiyan’ı fiilen marjinalize etmektedir.

Birçok analist, Pezeşkiyan’ın 2024’te onaylanmasının amacının reform değil, halefiyet sürecine meşruiyet kazandırmak için katılımı artırmak olduğunu düşünmektedir. Hasan Ruhani ve Ali Laricani gibi isimlerin Uzmanlar Meclisi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tasfiye edilmesiyle sonuçlanan bu “örgütsel temizlik”, Gorbaçov dönemine benzer bir açılım değil; geçiş arifesinde iktidarın tek elde toplanma iradesini yansıtmaktadır.

Çalkantılı Çevre: İran’da Baltık Modeli mi?

Sovyetler Birliği’nin dağılması, çevre cumhuriyetlerdeki bağımsızlık talepleriyle hız kazandı. 2026 İran’ı da Sistan-Belucistan, Huzistan, Azerbaycan ve Kürdistan’da benzer meydan okumalarla karşı karşıyadır. Belucistan’da sivil ve silahlı unsurları (Ceyşü’l-Adl gibi) bir araya getiren “Halk Mücadele Cephesi”nin ortaya çıkışı, güvenlik tehdidine yeni bir boyut katmıştır.

Tahran’daki aşırı merkezileşme ve etnik-mezhepsel eşitsizlikler, İran’ın coğrafi çevresinin merkezden önce “tam kopuş” aşamasına gelmesine yol açmıştır. Pezeşkiyan, etnik kimliğine rağmen ayrımcılıkları giderecek somut adımlar atamamış; liderliğin “ulusal birlik” politikalarıyla uyumlanmıştır. Bu durum, Azerbaycan ve Kürdistan gibi bölgelerde oy tabanının erimesine neden olmuştur.

Pezeşkiyan: Gorbaçov mu, Çöküşün Tanığı mı?

Sovyet modeli ile 2026 İran’ı arasındaki karşılaştırmalı analiz, Mesud Pezeşkiyan’ın reformist eğilimlerine rağmen bir “Gorbaçov”a dönüşmek için gerekli kaldıraçlardan yoksun olduğunu göstermektedir. Aşağıdaki temel farklar bu sonucu belirler:

Sonuç olarak Pezeşkiyan, muhtemelen reformların mimarı olarak değil; araçlarına sahip olmadığı vaatlerle alanı kısmen açıp yalnızca “emniyet supabını boşaltmaya” katkı sağlayan, fakat 2026 Ocak’ındaki ekonomik kriz ve toplumsal öfkenin yıkıcı seli karşısında “istenmeden Gorbaçov” olarak tarihe geçecektir. Bugünkü İran sistemi, “reformist bir cumhurbaşkanı”na rağmen, kontrolsüz bir çöküşe ya da askerî bir iktidar transferine doğru ilerleyen bir sistemik entropi süreci yaşamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir