“2026 Küresel Riskler Raporu”nda Azerbaycan Cumhuriyeti
Dr. Hamid Şehanegİ

World Economic Forum tarafından yayımlanan “2026 Küresel Riskler Raporu”, “rekabet çağına” girmiş bir dünyanın portresini çiziyor; çok taraflılığın zayıfladığı ve devletlerin ekonomik, teknolojik ve güvenlik araçlarıyla nüfuzlarını artırmak için her zamankinden daha sert biçimde rekabet ettiği bir dünya…
Bu raporu Azerbaijan açısından okuduğumuzda ise Bakü’nün, raporda vurgulanan gelişmelerin tam merkezinde yer aldığı açıkça görülüyor: jeoekonomik savaşlar, enerji rekabeti, ulaşım koridorları krizi, bölgesel gerilimler ve Avrasya’daki güç dengelerinin yeniden tanımlanması…
Aslında WEF raporunda tasvir edilen dünya, Azerbaycan’ın son yıllarda içinde hızla konumunu sağlamlaştırdığı dünyanın ta kendisidir.
2026 raporunun en önemli kavramı “Geoeconomic Confrontation” yani “jeoekonomik çatışma”dır. Bu kavram; yaptırımları, ticaret savaşlarını, teknoloji kontrolünü, enerji rekabetini ve ekonominin siyasal araç olarak kullanılmasını kapsıyor.
Böyle bir dünyada Azerbaycan’ın coğrafi konumu stratejik bir sermayeye dönüşmüş durumda. Bakü bugün, Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan hattın merkezinde yer alıyor; Orta Koridor’un (Middle Corridor) kilit aktörü, Avrupa’ya enerji ihraç eden bir ülke ve aynı zamanda Turkey, European Union ve hatta Israel için önemli bir ortak konumunda.
WEF raporu, dünyanın tedarik zincirleri ve ticaret yolları üzerindeki rekabete doğru ilerlediği konusunda uyarıyor. Azerbaycan açısından bu süreç yalnızca bir tehdit değil, aynı zamanda büyük bir jeopolitik fırsattır. Russian invasion of Ukraine sonrasında Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığını azaltma çabaları, Güney Kafkasya’daki enerji ve transit hatlarının önemini ciddi biçimde artırdı. Bu süreçte Bakü, Avrasya’nın başlıca enerji ve transit düğümlerinden biri olarak konumunu güçlendirmeyi başardı.
2026 raporu, dünyanın artık iş birliği yerine “güç rekabeti”nin belirleyici olduğu bir döneme girdiğini vurguluyor. Böyle bir ortamda Güney Kafkasya artık yalnızca çevresel bir bölge değil; Russia, Turkey, Batı dünyası, China ve hatta Orta Doğu aktörleri arasındaki küresel rekabetin bir parçasına dönüşmüş durumda.
Azerbaycan son yıllarda tek bir güç bloğuna tam bağımlı olmamaya, farklı aktörlerle dengeli ilişkiler kurmaya ve coğrafi konumunu pazarlık gücünü artırmak için kullanmaya çalıştı. Bu yaklaşım, WEF raporunun “rekabetçi çok kutuplu dünya” olarak tanımladığı modele tam anlamıyla karşılık geliyor.
Enerji güvenliğinin yeniden hayati bir meseleye dönüştüğü bir dünyada Azerbaycan yeni bir önem kazanıyor. WEF raporu, jeoekonomik rekabetin, tedarik zinciri krizlerinin ve kritik altyapılar üzerindeki baskının önümüzdeki yıllarda artacağı konusunda uyarıyor.
Avrupa için Azerbaycan gazı artık yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda Rusya’ya bağımlılığı azaltma stratejisinin bir parçası. Güney Gaz Koridoru, TANAP ve TAP boru hatları ile Kafkasya enerji ağının Avrupa’ya bağlanması, Bakü’nün yeni enerji denklemindeki ağırlığını artırmış durumda.
Ancak bu jeoekonomik bağımlılık aynı zamanda büyük güç rekabetinin baskısı, enerji altyapılarına yönelik güvenlik riskleri ve Kafkasya’nın nüfuz savaşlarının alanına dönüşmesi gibi tehditleri de beraberinde getiriyor.
2026 raporunun en dikkat çekici uyarılarından biri, kısa vadeli küresel riskler arasında ikinci sırada yer alan “dezenformasyon ve medya operasyonları”dır. Azerbaycan açısından bu mesele özel bir önem taşıyor. Çünkü Nagorno-Karabakh anlatıları, Zengezur Koridoru tartışmaları, bölgesel medya rekabeti ve dijital propaganda savaşları artık devletlerin ulusal güvenliğinin bir parçası hâline gelmiş durumda.
WEF raporu, teknoloji ve sosyal medya ağlarının toplumsal kutuplaşmayı ve kamusal güvensizliği derinleştirdiğini vurguluyor. Güney Kafkasya’da bu süreç, etnik, siyasal ve jeopolitik gerilimleri daha da artırabilir.
2026 raporunun temel tespitlerinden biri de eski uluslararası düzenin aşamalı olarak zayıflaması ve yeni bölgesel düzenlerin ortaya çıkmasıdır. Güney Kafkasya’da bu dönüşüm çok daha net hissediliyor. Rusya’nın bölgedeki geleneksel nüfuzu sarsılırken; Türkiye, Avrupa Birliği, Çin ve hatta Arap ülkeleri bölgede etkilerini artırıyor.
Azerbaycan ise bu yeni ortamda Kafkasya’nın merkezî gücü hâline gelmeye, transit koridorlarını kontrol etmeye ve “Doğu ile Batı arasında köprü” rolünü kalıcılaştırmaya çalışıyor. Ancak WEF raporu, jeopolitik açıdan hassas bölgelerde bulunan ülkelerin, fırsatlarla birlikte çok daha ağır risklerle de karşı karşıya kalacağını vurguluyor.
2026 raporu, küresel durgunluk, enflasyon ve ekonomik istikrarsızlık risklerinin arttığını belirtiyor. Azerbaycan ekonomisi hâlen büyük ölçüde enerjiye bağımlı. Her ne kadar Bakü transit taşımacılığı, lojistik, teknoloji ve bölgesel yatırımları geliştirmeye çalışsa da enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ülkenin ekonomik istikrarını etkilemeye devam edebilir.
Bununla birlikte, Orta Koridor projeleri ve Orta Asya’nın Avrupa’ya bağlanma süreci genişlerse, Azerbaycan yalnızca bir enerji ihracatçısı olmaktan çıkıp Avrasya’nın jeoekonomik merkezlerinden birine dönüşebilir.
“2026 Küresel Riskler Raporu”, geleceğin dünyasının güç rekabeti, ekonomik savaşlar, teknoloji, enerji ve transit güzergâhlar tarafından şekilleneceğini gösteriyor. Bu yeni dünyada Azerbaycan artık çevrede kalan bir ülke değil; Avrasya denklemindeki temel aktörlerden biri hâline geliyor.
Bakü bugün, bölgesel enerji ve transit merkezi olabilecek, jeopolitik rolünü kalıcılaştırabilecek ve küresel güçler arasındaki boşluklardan faydalanabilecek bir noktada duruyor. Ancak aynı konum; rakip güçlerin baskısı, bölgesel istikrarsızlık, enformasyon savaşları ve Güney Kafkasya üzerindeki artan rekabet gibi ciddi riskleri de beraberinde getiriyor.
WEF raporunda tasvir edilen dünya, “coğrafya”nın yeniden kader belirleyici hâle geldiği bir dünyadır. Ve böyle bir dünyada Azerbaycan artık yalnızca petrol zengini bir ülke değil; Avrasya’nın yeni düzenindeki en hassas düğüm noktalarından biridir.