TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ BÖLGESEL GELİŞMELER PERSPEKTİFİNDE

2025 ve 2026 yıllarını kapsayan iki yıllık dönem, Ortadoğu diplomasi tarihinde belirleyici bir kesit olarak kaydedilmiştir. Bu dönemde bölgesel düzen, cerrahi askeri müdahaleler ve azami baskı doktrinlerinin geri dönüşüyle yeniden tanımlanmıştır. Bu süreçte Türkiye-İran ilişkileri, geleneksel yönetilen rekabetten “eşik yönetimi” olarak adlandırılabilecek bir aşamaya evrilmiştir; öyle ki Ankara, Tahran’ın istikrarını diplomatik bir tercih olarak değil, kendi ulusal güvenliğinin temel bir unsuru olarak görmektedir.
Bu dönemdeki gelişmeler, özellikle Haziran 2025’te ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine düzenlediği “Rising Lion” (Kükreyen Aslan) adı verilen geniş çaplı askeri saldırı sonrasında, güç dengesini benzeri görülmemiş bir şekilde Türkiye lehine değiştirmiştir. 2024 sonu ve 2025 başında Suriye’de Esad rejiminin çöküşü de “Direniş Ekseni”ne yapısal bir darbe vurarak İran’ın bölgesel nüfuzunu ciddi ölçüde azaltırken, Türkiye’yi Levant ve kuzey Irak’ta yeni hegemonik güç olarak konumlandırmıştır.