BÖLÜNMÜŞ BİR ULUSUN RUHU: GÜNEY AZERBAYCAN EDEBİYATI VE MİLLİ KİMLİK MESELESİ

Edebiyat, bir milletin ruhudur. Bu ruhu anlamak, yazılmamış sayfaları gün yüzüne çıkarmak, yalnızca edebiyat araştırmacılarının değil, tüm bir halkın ortak vicdani borcudur. Bu borcun en hayati göründüğü coğrafyalardan biri ise kuşkusuz, ikiye bölünmüş bir milletin yaşadığı Azerbaycan’dır. Bugün Güney Azerbaycan edebiyatı üzerine sürecek tartışmalar, aslında bir halkın kültürel varlığını koruma mücadelesinin ve jeopolitik parçalanmışlığa karşı direnişinin stratejik haritasını çıkarmaktır.
BÖLGESEL SAVAŞTAN KÜRESEL KAOSA; SAVAŞIN NİHAİ SENARYOLARI

28 Şubat 2026’da ABD öncülüğündeki “Epic Fury” (Destansı Gazap) Harekatı ve İsrail’in “Roaring Lion” (Kükreyen Aslan) Harekatı ile başlayan askeri kriz, sınırlı bir çatışmanın ötesinde, İslam Cumhuriyeti ile Batı bloğu arasındaki 47 yıllık çatışmanın doruk noktasıdır. Bu savaş, 2025 yılındaki diplomatik çabaların başarısızlığının doğrudan bir ürünüdür; Maskat ve Roma müzakereleri, Washington’un uranyum zenginleştirmesinin tamamen sökülmesi konusundaki ısrarı ile Tahran’ın yaptırımların kaldırılması talebi arasındaki uçurumun kapatılamayacağını göstermiştir. Sahadaki gelişmeler, İran’daki geniş çaplı Aralık 2025 ve Ocak 2026 protestolarının Beyaz Saray’ın hesaplarını bir “silah kontrolü operasyonu”ndan bir “siyasi mühendislik projesi”ne dönüştürdüğünü göstermektedir; zira Trump, hoşnutsuzluğun derinliğini görerek rejimin tarihinin en sarsıntılı döneminde olduğu sonucuna varmıştır.
İRAN PARÇALANMANIN EŞİĞİNDE; YAPISAL AYRIŞMA VE BALKANLAŞMA MUAMMASI

İran’ın 2020’lerin ortasındaki iç gelişmeleri yalnızca ekonomik göstergelerle ya da siyasi hoşnutsuzluğun olağan döngüleriyle açıklanamaz. Giderek şekillenen tablo; ekonomik baskının, kurumsal güven erozyonunun ve her şeyden önemlisi kimlik güvenliği alanında biriken fay hatlarının karmaşık bileşimidir. Bu çerçevede “yapısal ayrışma” kavramı, çevre bölgelerde kalkınma yollarının, siyasal temsiliyetin ve kültürel yeniden üretimin Tahran’daki karar alma merkezinden kademeli biçimde uzaklaşması anlamına gelmektedir. Bu süreç henüz kopuş noktasına ulaşmamış olsa da, işaretleri farklı düzeylerde gözlemlenebilmektedir.
İRAN–ABD SAVAŞININ İRAN, TÜRKİYE VE KÜRESEL ENERJİ ÜZERİNDEKİ GİZLİ SONUÇLARI

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında tam kapsamlı bir askerî çatışmanın ekonomik sonuçları, borsa dalgalanmaları ya da döviz kurundaki ani sıçramalarla sınırlı biçimde ele alınamaz. Politik ekonomi perspektifinden bakıldığında, böyle bir gelişme ulusal ve bölgesel düzeyde güç dengelerinin, kaynak tahsis biçimlerinin ve ekonomik kurumların işleyişinde derin bir dönüşüm anlamına gelir. Bu çerçevede temel mesele, “yaptırımların sertleşmesi”nden ziyade, yaptırım baskısı altındaki bir ekonomiden savaş ekonomisine geçiştir. Bu geçişte ekonomik karar alma mantığı, kalkınma ve refahtan hayatta kalma, askerî lojistiğin sağlanması ve kıtlıkların yönetilmesine doğru kayar.
“QIZIL SƏHİFƏLƏR”: GÜNEY AZERBAYCAN MİLLi KONSEPTİNiN KURUCU MANİFESTOSU

1945–1946 yılları arasında Güney Azerbaycan’da kurulan Milli Hükümet, sadece bölgesel bir siyasi değişim değil, aynı zamanda Azerbaycan Türklüğünün modern çağdaki ilk kapsamlı devletleşme ve kimlik inşa sürecini temsil etmektedir. Bu sürecin en somut ve kalıcı entelektüel mirası, 1946 yılında Tebriz’de “Elmiyye” matbaasında basılan “Qızıl Səhifələr” (Azerbaycan halkının milli kurtuluş yolunda mücadelesi tarihinden) adlı eserdir. Dr. Pervane Memmedli tarafından derinlemesine incelenen bu yapıt, Milli Hükümet’in kurucu lideri Seyid Cafer Pişeveri’nin siyasi-publisistik mirasını, Azerbaycan Demokrat Fırkası’nın (ADF) temel programlarını ve halkın dil, kimlik ve egemenlik mücadelesini içeren canlı bir xronikadır. Bu rapor, söz konusu eserin içeriğini, tarihi bağlamını ve Güney Azerbaycan stratejik çalışmaları açısından taşıdığı önemi derinlemesine analiz etmektedir.
GÜNEY AZERBAYCAN’DA ERKEN DÖNEM SİYASİ OLUŞUMLAR

Bu çalışma, antik Yakın Doğu tarih yazımında genellikle “Pers İmparatorluğu’nun yükselişi” anlatısı içinde ele alınan erken dönem siyasi figürlerin ve coğrafi merkezlerin kökenlerini eleştirel bir incelemeye tabi tutmaktadır. Çalışma, Anşan kentinin (Tepe Malyan) Elamlı kimliğine odaklanarak, Teispes ve I. Kiros gibi figürlerin etno-kültürel aidiyetlerine dair geleneksel kabulleri sorgulamaktadır. Arkeolojik veriler ve birincil çivi yazılı kaynaklar ışığında, Darius I tarafından kurgulandığı iddia edilen “Ahameniş” soy kütüğünün tarihselliği ve erken dönem hükümdarlarının Pers kökenli olduğuna dair anlatılar analiz edilmekte, alternatif Avrasya bozkır bağlantıları hipotezlerine değinilmektedir.