İRAN–ABD SAVAŞININ İRAN, TÜRKİYE VE KÜRESEL ENERJİ ÜZERİNDEKİ GİZLİ SONUÇLARI

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında tam kapsamlı bir askerî çatışmanın ekonomik sonuçları, borsa dalgalanmaları ya da döviz kurundaki ani sıçramalarla sınırlı biçimde ele alınamaz. Politik ekonomi perspektifinden bakıldığında, böyle bir gelişme ulusal ve bölgesel düzeyde güç dengelerinin, kaynak tahsis biçimlerinin ve ekonomik kurumların işleyişinde derin bir dönüşüm anlamına gelir. Bu çerçevede temel mesele, “yaptırımların sertleşmesi”nden ziyade, yaptırım baskısı altındaki bir ekonomiden savaş ekonomisine geçiştir. Bu geçişte ekonomik karar alma mantığı, kalkınma ve refahtan hayatta kalma, askerî lojistiğin sağlanması ve kıtlıkların yönetilmesine doğru kayar.

OCAK 2026 OLAYLARINDA “KRİZ ANINDA LİDERLİĞİN MİYOPLUĞU”NUN STRATEJİK HATASI

İran’da Ocak 2026’da patlak veren ülke çapındaki protestolar, bir toplumsal hareket olmanın ötesinde, “stratejik yakın görüşlülüğe” (Strategic Myopia) dayalı yönetişim paradigmasının başarısızlığının somut bir manifestosu niteliğindeydi. Kriz yönetimi literatüründe bu kavram, örgütlerin yerleşik prosedürleri ile çevrenin dinamik gerçeklikleri arasındaki bilişsel boşluğa işaret eder; bu boşluk, liderlerin uyum sağlamak yerine modası geçmiş stratejilerde ısrar etmelerine yol açar. Ocak 2026 olaylarında Ali Hamaney, kısa vadeli hayatta kalmaya aşırı odaklanarak rejimin yapısal çöküşünü kavramakta aciz kaldı ve çıplak baskı modelinde ısrar ederek “liderlik yakın görüşlülüğü” (Leadership Myopia) ile geriye kalan meşruiyeti de tahrip etti. Bu analiz, söz konusu stratejik hatayı ve sonuçlarını incelemektedir.

Akraba Devlet” Zaferlerinin Güney Azerbaycan Üzerindeki Etkisi

Güney Kafkasya’da 2020 ve 2023 yıllarında yaşanan askeri gelişmeler, sadece bir toprak değişimi veya Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Karabağ Savaşı’ndaki taktiksel zaferi olarak okunamaz. Bu olaylar, Güney Azerbaycan Türklerinin kolektif zihninde epistemolojik, kimliksel ve siyasi bir kopuş yaratmıştır; bu kopuş tarihin, kolektif hafızanın, İran’daki ulus inşa siyasetinin ve Avrasya’daki güç mantığının daha derin katmanlarını harekete geçirmiştir. “Güney Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi” perspektifinden bakıldığında, bu gelişmeler milli bilinçte yaşanan sessiz bir devrim olarak anlaşılmalıdır; sokaklardan değil, savaş meydanlarından, medyadan, tarihi anlatılardan ve “millet-devlet” ilişkisinin yeniden tanımlanmasından doğan bir devrimdir.

EKONOMIK YAPISAL FELCİN ANALİZİ VE ÇEVRESEL FAY HATLARININ AKTİVASYONU 2026 Yilinda İran’in Çok Boyutlu Krizinin Kapsamli Değerlendirmesi

2026 yılındaki gelişmeler, İran’da biriken krizlerin eşi benzeri görülmemiş bir kesişimine işaret etmektedir. Bu durum sadece ülkenin para ve mali işleyişini değil, aynı zamanda toprak bütünlüğünü ve yönetimin kurumsal meşruiyetini de ontolojik bir meydan okumayla karşı karşıya bırakmıştır. Mevcut durum, dönemsel bir dalgalanmanın ötesinde; makroekonomik göstergelerin çevre bölgelerdeki kimlik gerilimleriyle birleştiği ve devletin yönetim kapasitesini çökme noktasına getirdiği bir “çoklu kriz” (Polycrisis) halini yansıtmaktadır. Bu rapor, bu çöküşün iki ana itici gücünü, paralel sistemlerin kurumsallaşmasından kaynaklanan “ekonomik yapısal felç” ve onlarca yıllık sistematik ayrımcılığın tetiklediği “etnik fay hatları” diyaletik bir yaklaşımla incelemekte ve bu siyasi birimin önündeki senaryoları analiz etmektedir.